Suriye’de Türkmenler Anadolu’nun Nüfus Kaynağı

Suriye Türkmenlerinin  son zamana kadar pek kimse bilmiyordu. Oysa tarihçiler onları ‘Anadolu’nun nüfus kaynağı’ olarak kabul ediyor. 

Suriye’de Türkmenler Anadolu'nun Nüfus Kaynağı

Türklerin Ortadoğu’da, İslam devleti bünyesinde Mevali-Gilman olarak görüldüğü 8. Asrın ilk yıllarından sonra 865 de Mısır’da Tolunoğlu Beyliğinden başlayarak I. Dünya Savaşı sonuna kadar süren kesintisiz sürekli Türk hakimiyet dönemidir.Coğrafi sınırlar olarak ta bu siyasi hakimiyetin hüküm sürdüğü tüm İslam coğrafyasıdır; Kuzey Afrika, Mısır, Sudan, Arabistan, Basra Körfezi, Irak, Suriye, Filistin’i alabiliriz.Bu coğrafyada Türkler bin yıldan daha fazla bir süre güçlü devletler kurarak, bölgenin siyasi birliğini devam ettirmişler; bölgede yaşayan tüm halklara huzur ve mutluluk vermişlerdir. Bölgeyi; Bölge dışı güçlere karşı 1000 yıl büyük fedakarlıklarla korumuşlardır. Haçlı seferlerine, Moğol ve Timur ordularına, daha sonra, İngiliz ve Fransızlara karşı Ortadoğu’da İslam adına siyasi birliği devam ettirmişlerdir. Ayrıca; İslam dininin içine düştüğü bir takım din dışı cereyanlara karşı ısrarla Sünni akaidini savunarak İslam dininde; daha önce Hıristiyanlık ve Musevilikte yaşanan muhtemel sapkınlıklara engel olmuşlar.

Suriye’de Türkmenler Anadolu'nun Nüfus Kaynağı

16- geliyordu. Türkmenler’in Suriye’ye gelişleri ise XI. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Selçukluların 1040 yılında kazandıkları Dandanakan savaşından sonra, devletin asıl gücünü meydana getiren Türkmenler veya diğer adıyla Oğuzlar, yurt tutmak maksadıyla dalgalar halinde Ön-Asya’ya intikal ederken, birçok Türkmen boy ve oymağı da 1063 yılından itibaren Suriye’ye girerek kendi hayat şartlarına uyabilecek bölgeleri vatan edinmeye başladılar. 1070-71 yılında Nâvekiyye Türkmenleri Suriye’ye geldiler ve Nâvekiyyeler’den olan Atsız Kudüs, Dimaşk ve diğer yerleri fethederek buraların hakimi oldular. 1077’de Selçuklu hükümdarı Melik-Şah, kardeşi Tutuş’u Suriye melikliğine tayin ettiğinde beraberinde çok sayıda Türkmen beyi ve onların mahiyetlerindeki kalabalık zümreler de Suriye’ye geldiler. Daha sonra, Haleb emiri İmadeddin Zengi Şehrizor ve Erbil bölgesindeki Yıvalar’ın mühim bir kısmını Haleb bölgesine getirdi.

Suriye’ye yapılan Türkmen göçleri, Anadolu Selçuklu ordusunun Kösedağ’da 1243 yılında Moğollar’a mağlup olmasından sonra da devam etti; Anadolu’da nizamları bozulmuş olan 40 bin çadırlık büyük bir Türkmen topluluğu Haleb bölgesine gelerek yerleştiler.

Dolayısıyla, daha XIII. yüzyılda Suriye’de kalabalık bir Türkmen zümresi yaşıyordu ve bunlar Boz-Ok ve Üç-Ok şeklindeki eski Oğuz ikili teşkilatını da muhafaza ediyorlardı. 16. yüzyılda Şam, Trablusşam, Hama, Hums ve Haleb sancaklarına ait tahrir defterlerinde yer alan Haleb, Şam, Salur ve Çoğun Türkmenleri de bu Boz-Ok ve Üç-Ok kollarına mensuplardı.Eskiden Türkler arasında ‘göçebe’ sözünün pek anlamı yokmuş. Herkes göçebe hayat sürdüğü için yerleşik olana bir isim takılmış: Yatuk. Bugünkü Türkçede ‘tembel’ sözcüğüne karşılık geliyor. Yatuk olmak bir yana, göçerken hızını alamayan en çalışkanlar Anadolu’dan önce Suriye’nin kuzey ve batısına ulaşmış.
İşte bugün Suriye Türkmenleri dediğimiz Türkler, yüzyıllar boyu bu bölgede, göçebe hayatın rutiniyle kadim bir kültür oluşturmuşlar.
Türkmenlerin bölgeye Selçuklu döneminden önce geldiği düşünülüyor. Anadolu’nun Türkleşme dönemi olarak kabul edilen 11. yüzyılın ikinci yarısında bölgeye gelen Türklerin önce Suriye’deki Türkmenlerle irtibat kurdukları biliniyor.

bu coğrafyadaki Türkmenlerin yüzyıllar boyunca değişmeyen bir hayat tarzı. Buna göre iki temel kavram var: Yaylak ve kışlak.Kışlak, adı üzerinde soğuk dönemlerde korunaklı geçirilebilecek uygun yer anlamına geliyor. Yaylak ise bahardan itibaren hayvanların rahatça otlayabilmesi için yüksek verimli bölgelerde geçirilen dönem. Suriye Türkmenlerinin tarihinde kışlak yerler Halep ve Şam civarında yer almış. Ancak yaylak olarak Anadolu’nun içlerine kadar uzanmışlar. Kayseri ve Sivas arasındaki Uzun yayla yüzyıllar boyunca en önemli yaylakları olmuş. Türkmenler, 20. yüzyılda sınır çizilinceye kadar bu göçü her yıl sürdürmüş.Sınırların çizilmesinin ardından Türkmenlerin göç rotası sekteye uğramış. Ama bugün geleneksel göçebe hayatını tamamen terk etmiş değiller. Bir kısmı dillerini koruyamamış.

  1. – yüzyılda Halep Türkmenlerinin sayısı 60 bin civarında. Bugün Suriye’deki Türkmenlerin sayısı net olarak bilinmiyor. 2 milyon 3,5 milyon arasında var.Doğu’ya ilk yoğun Türk göçlerinin 10. ve 11. yüzyıllarda gerçekleştiği biliniyor. Suriye’ye yerleşen Oğuz boyları iki koldan ilerlemiş. Birinci kol; Halep, Hama, Humus ve Şam yöresine yerleşmiş. Diğer kol Lazkiye ve Trablus istikametinde Ensariye dağlarının batısına gitmiş. Türk etkinliği Selçuklular’ın bölgeye gelişiyle arttı. Yerleşim özellikle Halep, Lazkiye, Trablus ve Asi Irmağı vadisi boyunca Hama, Humus ve Şam’da yoğunlaştı.Haleb tahrir defterleri (Türkmen defterleri) tetkik edildiği zaman, Haleb Türkmen İli’nin Beğdili (Beydili), İnallu, Köpeklü Avşarı, Gündüzlü Avşarı, Beyliklü (Beğlik Avşarı), Harbendelü, Bayad ve Peçenek-Şah Meleklü olmak üzere 8 tâifeden ve çok sayıda müstakil cemâatlerden meydana geldiği görülmektedir. Bu müstakil cemâatlerin bazıları (meselâ, Eymîr, Döğer, Karkın, Kınık ve Kızık), geçmişte birer Oğuz boyunu teşkil eden ve XVI. asırda Haleb Türkmenleri arasında yer alan büyük teşekküllerdi.Haleb Türkmen cemaatlerinin hepsi Haleb sancağında belirli bir yerde yaşamıyorlardı. Bunlar konar göçer oldukları için mevsimden mevsime yerlerini değiştirirlerdi. Haleb Türkmenlerinin bir kısmı Halep sancağının doğu taraflarına, birkısmı da Şam, Antep, Birecik, A’zâz, Hamâ, Sürûc, Râvendân, Menbiç, Rum-kal’a, Gündüzlü, Bakrâs, Behisni, Kınık ve Malatya’ya kadar yayılmışlardı. Hatta doğuda başta Diyarbakır bölgesi olmak üzere, Mardin’in güneyindeki Deyr-i Zor’a kadar uzanan çöl bölgesi ile Erzurum’a bağlı muhtelif yerlerde sakin olan Boz-ulus Türkmenleri arasında dahi Haleb Türkmenlerine rastlanıyordu.Şam, Haleb, Hama, Hums ve Trablus sancaklarında yaşayan ve konar-göçer hayat şartlarının bir icabı olarak Anadolu’nun doğusuna kadar yayılan Suriye’deki muhtelif Türkmen grupları XVI. yüzyılda bir hayli nüfusa ve çok sayıda büyük ve küçük baş hayvana sahiplerdi. Bu yüzden çoğu zaman hayvanlarına otlak bulmak maksadıyla mevsimden mevsime yerlerini değiştirmek zorunda kalıyorlardı. Bu mecburi gidiş gelişler sırasında ya da sair zamanlarda bazen hayvanlarının mühim bir kısmı salgın hastalıklar ve başka sair nedenlerle telef olurdu. Türkmenleri belirli bir vergi dairesine bağlayarak merkeziyetçi bir idare tarzıyla onları daima kontrol altında bulunduran Osmanlı hükümeti, yaşanan bu olumsuzluklar karşısında kayıtsız kalmıyor, onların mağduriyetlerini önlemek maksadıyla vergilerinin tespitinde ve tahsilinde bazı kolaylıklar gösteriyordu. Çünkü, Türkmenler devlet için önemli bir vergi kalemini meydana getirmekle birlikte; uygulanan idarî ve hukukî sistemleri sayesinde, yaşadıkları bölgelerde istikrarın korunmasında belli bir rol oynuyorlardı. Diğer taraftan, zamanla yerleşik hayata geçen ve yaşadıkları yerlere kendi kültürlerini taşıyan Türkmenler, Suriye coğrafyasının kültürel ve etnik dokusunun oluşmasında da mühim rol oynamışlardır.Neredeyse yarısı asimile olmuş, Araplaşmış ya da Kürtleşmiştir. Özellikle de Şam gibi Arapların yoğun olduğu büyük şehirlerde bu durumu görmek mümkün. Büyük kısmı demesek de önemli bir bölümünün dilini unuttuğu doğrudur. Suriye rejimleri 1946 yılındaki bağımsızlıktan bu yana yoğun bir Araplaştırma siyaseti uyguladı. Tüm etnik kesimler Arapça öğrenmeye zorlandı. Türkmenler için okulda, bürokraside ya da sokakta hayata adapte olmanın yolu Arapça konuşmaktan geçiyordu. Ama kırsal bölgelerde yaşayan ve okula gitmemiş olan Türkmenler arasında Türkçe kullanımı sorun değildi. Türkmenlerin Suriye topraklarının geneline yayıldığını söylemek mümkün. Günümüzde Halep, Lazkiye, Şam, Humus, Hama, Kuneytra, Rakka ve az sayıda olmakla birlikte İdlib, Tartus ve Dera vilayetlerinde Türkmen yaşıyor. En yoğun oldukları bölge Halep. Kilis ve Gaziantep’in karşısında yaklaşık 110 km’lik bir şeritteki köylere dağılmış vaziyette. Halep kırsalında yaklaşık 142 Türkmen köyü var. İkinci kalabalık bölge Hama- Humus-Tartus hattı. Bu alanda 80’e yakın Türkmen yerleşim yeri bulunuyor. Rakka bölgesinde de 20 civarında Türkmen yerleşimi var. Arap-Türk karışık olduğu için tam olarak Türkmen köyü denilemiyor. İsrail işgali altındaki Golan’da 25’e yakın köyde Türkmen ya da Araplaşmış Türkmen yaşıyor. Başkent Şam’da  Türklerin yaşadığı bir mahalle (Hayyü’l-Etrak) .

    Kaynaklar:

    ♦ AHMET REFİK, Anadolu’da Türk Aşiretleri (966-1200), İstanbul, 1989.

    ♦ AKGÜNDÜZ, Ahmet, Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukuki Tahlilleri, c. 5, İstanbul, 1992.

    ♦ GÜNDÜZ, Tufan, Anadolu’da Türkmen Aşiretleri-Bozolus Türkmenleri 1540-1640, Ankara, 1997.

    ♦ HALAÇOĞLU, Yusuf, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorlu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Ankara, 

    ♦ KAFALI, Mustafa, “Suriye Türkleri, I”, Töre Dergisi, XXI (1973), s. 32-34.

    ♦ KILIÇ, Orhan, “1597 Tarihli Mufassal Yörük Defterine Göre Haleb Türkmenleri”, Türk Dünyası Araştırmaları, 105 

    ♦ ORHONLU, Cengiz, Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşiretlerin İskânı, İstanbul, 1987.

    ♦ SÜMER, Faruk, “XVI. Asırda Anadolu, Suriye ve Irak’ta Yaşayan Türk Aşiretlerine Umumi Bir Bakış”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, XI (1952), s. 509-523.

    ♦ SÜMER, Faruk, Oğuzlar (Türkmenler), İstanbul, 1992.

    ♦ ŞAHİN, İlhan, “1638 Bağdad Seferinde Zahire Nakline Memûr Edilen Yeni-İl ve Halep Türkmenleri”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, Fatih Sultan Mehmed’e Hatıra Sayısı, XXXIII (1982), s. 227-236.

    ♦ ŞAHİN, İlhan, “XVI. Asırda Halep Türkmenleri”, İstanbul Üniversitesi Tarih Enstitüsü Dergisi, Prof. Dr. Tayyib Gökbilgin Hatıra Sayısı, XII (1982), s. 687-712.

    ♦Mustafa Kafalı, “Suriye Türkleri I”, Töre Dergisi, XXI (1973), s. 32.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz